Kemal Öztürk, Adil Gür’ü yalanladı: ‘Mesleği bırakırım’ dedi

Habertürk yazarı Kemal Öztürk, anket şirketi sahibi Adil Gür’ün “KKTC’de Ersin Tatar kazanırsa mesleği bırakırım” dediğini yeniden yazdı ve Gür …

Kemal Öztürk, Adil Gür’ü yalanladı: ‘Mesleği bırakırım’ dedi
20.10.2020
A+
A-

Habertürk yazarı Kemal Öztürk, anket şirketi sahibi ’ün “KKTC’de Ersin Tatar kazanırsa mesleği bırakırım” dediğini yeniden yazdı ve Gür’ün katıldıkları televizyon programında “Yüzde 60’a 40 Tatar kaybeder” iddiasında bulunduğunu hatırlattı.

Öztürk, Habertürk’teki yazısında, Gür’ün yalanlamak için üç gün beklediğine dikkat çekerek, şu açıklamalarda bulundu:

“Bilmeyenler için olayı özeti şudur:

14 Ekim 2020 Çarşamba günü Habertürk TV’de Veyis Ateş’in programında, birçok konunun yanı sıra Kıbrıs’taki seçimleri de konuştuk. Program esnasında Adil Gür, ’de Kıbrıs Başbakanı Ersin Tatar ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı ortak basın toplantısında, Maraş’ın yerleşime açılması ve su sorunun çözüleceğinin açıklanması, Kıbrıs’ta iç siyasete müdahale olarak algılandığını, bunun ters tepeceğini söyledi. ‘Tıpkı İstanbul seçimlerinden olduğu gibi büyük bir hata yapıldı’ dedi.

Pazar günü yapılacak seçimde AK ile arası iyi olmayan mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, seçimi bu nedenle farkla kazanacağını söyledi. Hatta oran bile verdi: %60-%40.

Programdan sonra koridorda yürürken kendisine dedim ki, ‘Adil Bey daha önce de bir seçimle ilgili iddialı bir tahminde bulunmuştunuz tutmamıştı. Bu sefer de tutmazsa zor durumda kalacaksınız.’

Dedi ki, ‘Eğer Kıbrıs’taki seçimleri Türkiye’nin desteklediği Ersin Tatar kazansın, ben bu mesleği bırakacağım. Bir daha da bu konuda ekranlara çıkmayacağım. Kaybedecek hem de büyük bir fark yiyerek kaybedecek.’

16 Ekim 2020’de bu köşede yazdığım budur.

sonuçlarının açıklandığı 18 Ekim Saat 23.00’e kadar Adil Gür bu yazının gerçeği yansıtmadığını, bu sözleri sarf etmediğini ne söyledi ne de bir tekzip gönderdi. Ancak sonuçları açıklandı ve Ersin Tatar seçimi kazanınca herkes doğal olarak yaptığı tahmini ve bu yazıyı hatırladı. Adil Gür’ün sözün tutup tutmayacağını sordu.

Bunun üzerine Adil Gür kamuoyuna bir açıklama yaptı. Bana göndermedi ama ben yine de yayınlıyorum (açıklamadaki yazım ve gramer hataları Adil Gür’e aittir o nedenle düzeltmedim):

‘İki gün önce Habertürk yazarı Kemal Öztürk’ün Habertürk gazetesinde benim ve kurumumla ilgili Ersin Tatar kazanırsa mesleği de bırakırım televizyona da çıkmam sözü benim Kemal Öztürk’e yapmış olduğum bir açıklama değildir. Velevki yapılmış olan bir açıklama olsa dahi yazısında kullanmak için izin alması gerekirdi. Kaldı ki yazdığı yazısında Adil Gür daha önce de iddiaya girmiş kaybetmişti şimdi de kaybederse ne olacak ifadesi şahsımı ve kurumu mu itham altına Alan bir yazısıdır. Bu nedenle söz konusu konuyla ilgili yarın öğleden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hem suç duyurusunda bulunmak Hem de maddi manevi tazminat davası açmak üzere avukatlarıma talimat verdim.

Adı geçen televizyon programında Kıbrıs’ta mart ayından bu yana hiçbir araştırma anket çalışması yapmadığımı Cumhurbaşkanı Mustafa akıncının tezlerine ve görüşlerine asla katılmadığımı üstüne basa basa söyledim. Seçim sonuçları ile ilgili şahsi görüşlerimi ifade ettim yani herhangi bir kamuoyu araştırması paylaşmadım.

Kötü komşu mal sahibi yapar derler ya son zamanlarda dijital ve sosyal medyada hakkımdaki haberlerle ilgili Mücadele edebilmek için stajımı tamamlayıp hukukçu oluyorum. Bir hafta on gün içerisinde yayın hayatına başlayacak olan ulusal internet haber siteleri kuruyorum. Sosyal medyayı hiç kullanmadım bundan sonra oldukça etkin kullanacağım. Hiç kimse şahsım ve kurumum üzerinde kendine çıkar sağlamaya çalışmasın. Bundan sonra daha sık araştırmalarla gündeme geleceğimden kimsenin en küçük bir şüphesi olmasın.

Kamuoyuna saygıyla duyururum.’

Açıklamalardaki çelişkiler ve yanlışlar

Önce açıklamadaki çelişkileri söyleyeyim. Bu açıklamada Adil Gür bana böyle bir şey söylemediğini ifade ediyor. Sonra da velev ki söylemişse bunu izin almadan yayınlamanın suç olduğunu belirtiyor. Yani açıklama ifadenin yalan olduğunu değil, bu ifadeyi izin almadan kullanmamı eleştiriyor aslında.

İkinci yanlış konu, ben yazımda ‘daha önce de iddiaya girmiş kaybetmiştiniz’ diye bir ifade kullanmadım. Şöyle yazdım ‘Adil Bey daha önce de bir seçimle ilgili iddialı bir tahminde bulunmuştunuz tutmamıştı. Bu sefer de tutmazsa zor durumda kalacaksınız.’

Kast ettiğim şuydu: Nisan 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği referandum sonuçlarını, yine canlı yayında ‘%60.8 evet oyu’ çıkacak diye araştırma sonucu açıklamıştı. O da tutmamış, sonuç %51.4 çıkmıştı. Kendisi o zaman da çok eleştirilmişti. Kast ettiğim buydu.

‘Hayatımda hiç tekzip almadım’

25 yılıdır gazeteciyim. Ne köşe yazılarımda ne de haberlerimde asılsız olduğu iddiasıyla hiç tekzip almadım. Mesleğimi namusumla, şerefimle ve dürüstlükle yaptım hep. En büyük sermayem de budur. Buna leke sürülmesine asla izin vermem.

Adil Gür bu yazının yayınlanmasından sonra üç gün boyunca, bu yazının gerçeği yansıtmadığını, bu sözü sarf etmediğini, ne bana ne de başka birine söyledi. Neden bu kadar süre bekledi? Çünkü bu diyaloğun gerçek olduğunu kendisi de biliyor ondan.

Eğer bana, ‘bu yazıyı kaldır, yanlış anladın, öyle demek istemedim’ diye bir tek cümle söyleseydi bunu yapardım ve özür dilerdim. Ama seçim sonuçları açıklanana kadar bekledi. Eğer tahmini tutsaydı, benim yazım onun kendine ne kadar güvendiğini gösteren en önemli delil olacaktı. Ama olmadı.

‘Neden izin almadan yazdım?’

Peki neden izin almadan yazdım?

Hatırlarsanız Adil Bey başka bir programda bayılmıştı. O zaman da yaşananları (onu üzecek kısımlar hariç) yazmıştım. O zaman da izin almamıştım, çünkü gerçeği olduğu gibi yazmıştım. Bu tür arka plan yazılar hep olur köşe yazılarında. Kendisi de bana teşekkür etti.

14 Ekim’deki programda Adil Gür canlı yayında Kıbrıs seçimleri nedeniyle yaptığı açıklamalar çok büyük iddiaları içeriyordu. Ve kendisine o kadar güveniyordu ki, oran bile verdi: ‘% 60-40 Ersin Tatar kaybedecek.’

Program sonrasında koridorda yürürken bu büyük iddiayı konuşmaya devam ettik. Zor durumda kalabilirsiniz sözüm üzerine, Adil Gür yüksek sesle ‘Ya üstat, Eğer Kıbrıs’taki seçimleri Türkiye’nin desteklediği Ersin Tatar kazansın, ben bu mesleği bırakacağım. Bir daha da bu konuda ekranlara çıkmayacağım.’ Bu büyük özgüvenli açıklamayı tekrarlamasını tebessüm içinde dinledim. Etrafta başkaları da vardı. Konuştuklarımızı duydular mı bilmiyorum?

Şimdi canlı yayında bu kadar iddialı konuşan, %60-40 oran açıklayan, kendisini ‘tutmazsa zor durumda kalırsınız’ diye uyarmama rağmen büyük bir özgüvenle iddiasını sürdüren birine o an, ‘bunu yazabilir miyim?’ desem inanın ‘yaz’ diyecekti. O denli özgüven patlaması yaşıyordu. Ama ben bu kadar kendinden emin birinin, bunu yazmama itiraz edeceğini düşünmedim. Zaten üç gün boyunca o da itiraz etmedi.

Şimdi şunu soruyorum:

Benim yazmam mı, yoksa canlı yayında açıkladığı %60-40 tahminin büyük yanılgıya düşmesi mi daha vahim? Ben yazmasaydım, ‘bu mesleği bırak artık’ diye Adil Gür eleştirilmeyecek miydi?

Herkesin tanıdığı bir kamuoyu araştırmacısının, bu denli vahim hata yapması, hele hele araştırma yapmadan bunu açıklaması mı büyük sorun, benim herkesin olduğu bir ortamda söylediği bir sözü yazmam mı?

Bu arada Adil Gür neden açıklamasında %60-40 oranındaki büyük yanılgısıyla ilgili tek kelime etmiyor? Bir köşe yazarı olarak yüzlerce insanla konuşuyorum, kritik görevlerde bulunan kişilerle görüş alışverişinde bulunuyoruz. Asla onlara zarar vereceğini düşündüğüm şeyleri yazmam. Onların, ‘burası aramızda kalsın’ dediği tek kelimeyi köşeme taşımam. Bunlar ‘off the record’ dediği hiçbir konuya girmem. Sansasyon peşinde olan biri değilim çünkü.

Adil Gür bana ne bunu ne yazma dedi ne bu aramızda kalsın dedi ne de ben bunu yazmamın ona zarar vereceğini düşündüm. Çükü canlı yayında zaten kendisini milyonların önünde oran açıklayarak kuvvetli bir şekilde taahhüt altına almıştı.

Sonuç itibarıyla kendisi beni mahkemeye verecekmiş. Alnım ak bir şekilde oraya gideceğim. Tek kelimesi bile yalan olmayan yazımı savunacağım. Ama Adil Gür çok ayıp etti. Sözünün arkasında duracağına, yaptığı hatadan dolayı kamuoyundan özür dileyeceğine, beni suçlayarak konuyu saptırmaya çalıştı. Çok ayıp, çok.”

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.